Anasayfa
 Ana Sayfa  Foto Galeri   Profilim  Müzik Dinle  Üye Çıkış  Admin Giris
 
  Ana Menu
Ana sayfa
Üye Hesabi
Ozel Mesajlar
Mesaj Tahtasi
Uye Cikis
Bize Ulasin
Ziyaretci Defteri
Forum
Haber Arsivi
Haber Ekle
Etkinlikler
Resim Albumu
Arama
Site üyelik Kurallari
  .::Dersim Menü::.
Dersim
Munzur
Dersim Katliyami
  DersimSpor
Tarihimiz
Kulup Bilgileri
Yonetim
Futbolcularimiz
Puan Durumu
Gol Krali (I.Takim)
Gol Krali (II.Takim)
Maclarimiz
  Dersim Albümü

Coppermine Photo Gallery

  Kim buradaydı?
 Munzur: 19 Saat.,14 Dak.
 dersimspor: 6 Gün
 can dersim: 18 Gün
 cihan: 20 Gün
 MuRTaZa: 32 Gün
 murat_6_2: 40 Gün
 SergioRamos5: 45 Gün
 AyriliklarinSairi: 56 Gün
 BLueMan: 61 Gün
 zumaa: 63 Gün
 CAGDAS62: 69 Gün
 tarihci62: 70 Gün
 Destan: 74 Gün
 malatya417: 80 Gün
 Turgay: 82 Gün
 ferhat: 94 Gün
 huseyin_6293: 107 Gün
 ozn62: 107 Gün
 Ali-Arslan: 113 Gün
 eser: 117 Gün
  Kim Nerede?
Misafirler (7):
 Anonymous 1 -> Kalender
 Anonymous 2 -> Kalender
 Anonymous 3 -> News
 Anonymous 4 -> My_eGallery
 Anonymous 5 -> Userinfo
 Anonymous 6 -> My_eGallery
 Anonymous 7 -> News
  Site Sayacı
Pazartesi357
Salı341
Çarşamba309
Perşembe296
Cuma187
Cumartesi353
Pazar384
Toplam:408291
En Çok:1464
  Bülten
E-Posta Adresi:

Lütfen seçiniz:

Bülten tipini seç:


  Bizi Destekleyin
 



www.Dersimspor.net HOSGELDiNiZ- XER AME SIMA PERE PIYA
  Yönetici Girisi

 Admin

OTUZ ÜÇ CAN
 
Yazar Dersimspor Tarih: Çarşamba, 01. Temmuz 2009

1993 yılı, 2 Temmuz günü akşamdan itibaren KESK yürüyüşüne ve mitingine katılmak üzere, Elazığ’dan Ankara’ya otobüsle giderken, katliamı yolda radyo haberlerinden öğrenmiştim.
Dolayısıyla, 3 Temmuz’da yapılan  KESK yürüyüşünün içeriği de değişmiş oldu. Yürüyüş daha çok Sivas katliamını protesto etmekle geçti. 

Bilindiği üzere, Devlet gücünü arkasına alan bazı derin odaklar (aslında devletin kendisi demek daha doğru olur), planlı ve proğramlı olarak 1993 yılında 2 Temmuz günü Sivas’ta 33 Kızılbaş-Alevi aydınını vahşice yakarak bir katliam yaptılar. Bu olay tarihte “Sivas Katliamı” olarak yerini aldı.

İnternet üzerinden; gerek videolarda ve gerekse o günkü basın-yayın organlarının arşivlerinden olayları dikkatlice okuyup, incelemeye çalıştım. Aslında bu gerici güruh sadece bir maşa görevini yapmışlardır. 1970’lı yıllarında da Sivas’ta bir katliam daha yaşanmıştı. Olayların arkasında çok büyük istihbarat kuruluşları olduğu ilk bakışta hemen anlaşılıyor. Yani bu katliam kendiliğinden gelişen bir olay değil, tamamen planlı ve proğramlı olarak gerçekleştirilmiştir.

Sakallı, takkeli, cüppeli, sopalı bu gerici güruhun elindeki gazlı bezler, çakmak ve kibritlerle “Ya Allah Bismillah, Allahu Ekber!” şeklinde tekbir getirtilerek Madımak oteline doğru yönlendirildiği, olay günü çekilen bazı video görüntülerinden çok net olarak anlaşılmaktadır.

Bu olayda maalesef OTUZ ÜÇ CAN diri diri yakılarak, devletin güvenlik güçlerinin gözetiminde katledilmiştir. 33 canımızın acısı henüz geçmemişken, “intikam” adı altında ve hem de aynı sayıda (33 kişi), yine devlet destekli bazı karanlık odaklar tarafından Başbağlar katliamı gerçekleştirilmiştir. Bazı yasadışı silahlı örgütler bu olayı üstlense de, inandırıcı değildir. Başbağlar katliamı Sivas olaylarıyla doğrudan bağlantılı olduğu çok açık bir biçimde görülmektedir. O tarihlerde Kürt yerleşim bölgelerinde de toplu sivil katliamların sıkça yapıldığı, internet üzerinden kısa bir araştırmayla öğrenebiliriz.

Biraz daha gerilere gidersek, 12 Eylül diktatörlüğü öncesindeki 70’li-80’li yıllarında da benzer katliamların yapıldığını görürüz. Alevi – Suni dengesinin bulunduğu Maraş, Çorum, Sivas, Elazığ gibi illerde bu tür katliamların yapıldığını, benim yaşlarında olanlar bilirler. Yani bu katliamların canlı tanığı sayılırlar.

Peki, bu güne kadar yapılan bu katliamları neden engelleyemiyoruz? Bu kadar baskı ve katliamlara rağmen, neden ortak bir siyasi duruş gösteremiyoruz? Gomanweb yazarlarından Pirim Sayın Süleyman Doğan bu konuda şu tespiti yapmaktadır: “Kürt artı Kızılbaş artı komünist isen (o zaman iktidar elden gidiyor düzen değişiyor) felaketsin.. Ondandır ki yıllardır bu kesimlerin ortak bir cephe kurması, birlikte mücadele etmesi devletin en büyük korkusudur. Bu birlikteliklerini engellemek için Bölük pörçük bir yerlerde durmaları egemen güçleri hep memnun etmiştir.” (Süleyman Doğan-11.02.2008 / Gomanweb). Pirim’in bu tespiti, soruların cevabı niteliğindedir. Sevgili Pirim’in bu tespitine katılmamak mümkün mü? Bence çok yerinde bir tespit yapmıştır.

“Kurtuluş yok tek başına, ya hepimiz, ya hiç birimiz”.  “Gelin canlar bir olalım, İri olalım, diri olalım” Bu slogan ve özdeyişler çerçevesinde demokrasi ve özgürlük mücadelesini daha da yükseltebiliriz.

Bu güne kadar ortak bir siyasi duruş sağlarız diye hep umut etmekteyim. “Umut fakirin ekmeğidir” derler ya, ya da Nasrettin Hoca’nın göle maya çalması gibi “Ya tutarsa”.  Benimki de o hesap işte. Kim bilir? Belki bir gün tutar.

01.07.2009

Mustafa Elveren

E-POSTA: mustafaelveren@gmail.com

WEB: www.gomanweb.com

OTUZ ÜÇ CAN

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.


Xido * bildirdi: Tarih: 01.07.2009 21:06:
emeginize saglik hocam güzel bir yazi
  Seçenekler


  Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

Dersimspor-Ludwigsburg
www.DersimSpor.Net
Dersimspor@hotmail.de
0174 963 06 76

Sayfa Üretimi 0.0822 Saniyede, 11 Veritabanı Sorgusuyla